• %
  • %
  • %
  • %
  • BIST 100
    %
  • %
  • %
  • BITCOIN
    111607,128
    % 6,17

Merkez Bankası. Döviz kuru oynaklıkları azaldı, faizler belirgin olarak geriledi

  • - 11 ay önce
Spread the love

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2019 yılı Kasım ayı ‘Finansal İstikrar Raporu’nu açıkladı. Buna göre, raporda özetle; “Kredi arz ve talep koşullarındaki iyileşme, enflasyondaki düşüş eğilimi ve enflasyon beklentilerindeki gerileme iktisadi faaliyeti desteklemektedir. Hanehalkı borçluluğu gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında seyretmekte, reel sektör yabancıyükümlülükleri vepozisyonu gerilemeye devam etmektedir. Döviz kurunun görece istikrarlı seyri, enflasyondaki düşüş ve makroekonomik beklentilerdeki iyileşmeyleiçi yerleşiklerin TL tasarruf tercihi güçlenmiştir. Faiz oranlarındaki düşüş, likidite koşullarındaki iyileşme ve belirsizliklerdeki azalmaylakredi büyüme oranlarında canlanma gözlenmiştir. Bankacılık sektörünün kısa ve uzun vadeli likidite göstergeleri kredi görünümünü desteklemektedir.

Bankacılık sektörü, güçlüyapısı ve likidite tamponları sayesinde risklere karşı dayanıklılığını korumaktadır. Kredilerdeki artışın ve iktisadi faaliyetteki toparlanmanın önümüzdeki dönemde sektörün aktif kalitesineyansıyacağı değerlendirilmektedir. Küresel büyüme görünümüne yönelik endişeler, ticarette korumacılık eğilimleri ve küresel iktisadibelirsizlikleri, finansal istikrar üzerinde aşağı yönlü risk unsurlarıdır. TCMB, elindeki tümaraçlarınıistikrarını sağlama ve finansal istikrarı destekleme hedefleri doğrultusunda etkin biçimde kullanmaya devam edecektir” denildi.

Raporun ayrıntılarında ise şu ifadeler yer aldı:

“Finansal İstikrar Raporu’nunsayısından bu yana, küresel büyümeye dair beklentiler aşağı yönlü güncellenmiş ve risk unsurları belirginleşmiştir. Yurt içinde enflasyon oranındaki düşüş ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme ön plana çıkmış; döviz kuru oynaklıkları azalırken,oranları belirgin olarak gerilemiştir. Bu çerçevede, kredi arz ve talep koşullarında kaydedilen iyileşmeyle kredi büyümesi canlanarak iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanmayı desteklemeye başlamıştır. Bankacılık sektörünün güçlüve likidite yapısı, sektörün risklere karşı dayanıklılığını desteklemektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası elindeki bütünaraçlarınıistikrarını sağlama ve finansal istikrarı destekleme hedefleri doğrultusunda etkin biçimde kullanmaya devam etmektedir.

KREDİ BÜYÜMESİNDEKİ CANLANMA GENELE YAYILARAK SÜRMEKTEDİR

Makrofinansal görünüm 2019 yılı başından itibaren iyileşmeye başlamış, söz konusu eğilim Haziran ayından itibaren belirginleşmiştir. Finansal İstikrar Raporunun alt bölümlerinde yer alangöstergeler kullanılarak oluşturulan özet gösterime göre, makrofinansal görünüm 2019 yılı üçüncü çeyreğinde kayda değer iyileşme sergilemiş; hesaplanan endeks tarihsel ortalamanın üzerine çıkmıştır. Bu gelişmede, küresel koşulların ılımlı desteği,içi makroekonomik dengelenme süreci, finansal olmayan kesimin borçluluğundaki azalma eğilimi ve banka finansallarındakigidişat etkili olmuştur. Banka kredilerine dair göstergeler ise, 2019 yılı Eylül ayına kadar tarihsel ortalamalarına göre bir miktarseyretmeye devam etmiştir. Ancak, önümüzdeki dönemde kredi büyümesindeki canlanmanın ve iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanmanın bankacılık sektörü aktif kalitesinekatkı yapması beklenmektedir. Nitekim, yüksek frekanslı güncel verilere göre, Eylül ayında başlayan kredi büyümesindeki canlanma banka grupları ve kredi türleri bazında genele yayılarak sürmektedir.

Sıradaki Haberi Oku  Appleın açığını bulan gençlere 200 bin dolar ödül teklif edildi

Bir önceki Rapor döneminden bu yana, gelişmiş ülke ve gelişmekte olan ülke (GOÜ) büyüme beklentileri aşağı yönlü güncellenmiştir. Gelişmiş ülke merkez bankaları, büyüme ve enflasyon görünümündeki değişimin etkisiyle genişleyicipolitikalarına yönelmiştir. Küresel büyümeye ilişkin endişeler, küresel ticaret politikalarındaki korumacılık eğilimleri ve jeopolitik gelişmeler, küresel iktisadibelirsizliğini artırmaktadır. Küresel borçluluk, özellikle artan reel sektör vesektörü borçluluğu nedeniyle gelişmiş ülke ve GOÜ’lerde önemli bir kırılganlık unsuru olmaya devam etmektedir. Bankacılık sektörükarlılıklarının küresel finansal kriz öncesi döneme kıyaslaolarak düşük seyretmesi bir diğer kırılganlık unsurudur. Gelişmiş ülke merkez bankaları tarafından uygulanan genişleyicipolitikalarının etkisiyle yataylaşan getiri eğrileri, küresel iktisadi faaliyetteki zayıflık ile aktif kalitesi görünümünün bozulması gibi ülke ve bankalara özgü koşullar karlılık oranlarındaki buüzerinde etkili olmuştur. 2019 yılı üçüncü çeyreğinde, küresel finansal koşulların ılımlı seyri ileiçi enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki düşüş sonucunda Türkiye’nin risk primi ve kur oynaklığı gerilemiştir.

Yurt içi iktisadi faaliyette yılın ilk yarısında temelde netkaynaklı toparlanma gözlenirken, yılın üçüncü çeyreğinde toparlanmanın asıl sürükleyicisi tüketim harcamaları olmuştur. Enflasyondaki düşüş eğilimi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme sonucuoranlarındaki gerileme ve finansal koşullardakiseyir iktisadi faaliyeti desteklemektedir. Türkiye, küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya karşın, firmalarınpazarlarını çeşitlendirme esnekliği ile dış ticarette rekabet gücünü korumaktadır. İktisadi faaliyetteki toparlanma ve kredi faizlerindeki gerileme ileson aylarda kredi talebinde artış gözlenmiştir. Banka Kredileri Eğilim Anketi’nden (BKEA) derlenen kredilere ilişkin göstergeler de, 2019 yılı üçüncü çeyreğinde kredi arz ve talep koşullarında belirgin iyileşme olduğuna işaret etmektedir. Kredi koşullarındaki iyileşmenin içyansımalarının 2019 yılı dördüncü çeyreğinden itibaren güçlenmesi beklenmektedir.

TL KREDİ FAİZ FARKI, TARİHSEL ORTALAMASINA GERİ DÖNMÜŞTÜR

Haftalık frekanstaki verilere göre,krediler 2019 yılı Eylül ayından itibaren tarihsel ortalamalarla uyumlu ve bireysel krediler öncülüğünde artış sergilemektedir. İhtiyaç kredileri; ertelenmiş talebin gerçekleşmesi, artan bankalararası rekabet ve düşenoranları kaynaklı olarak bireysel tarafta enartış eğilimine sahip kalem olmuştur. Son dönemdebankaları öncülüğünde başlayan rekabetçi fiyatlamaların etkisiylekredilerinde kaydedilen canlanma da bireysel kredi artışında etkilidir. Firma kredilerindefirmalar başta olmak üzere firma ölçeklerinde genele yayılan ılımlı kredi büyümesi gözlenmektedir. Bu gelişmedefirma kredilerinde daha belirgin olmak üzere TL kredioranlarındaki gerileme etkili olmuştur. Bir önceki Rapor döneminde teşvikli kredilerin etkisiyleölçekli firmalar lehine daralan ölçek bazlı TL kredifarkı, tarihsel ortalamasınadönmüştür.

Sıradaki Haberi Oku  İBBnin Basın Koordinatörü Süleyman Sarılar oldu

2019 yılı Ağustos ayı öncesinde, özel bankaların temkinli duruşunun kredi stoku üzerindeki etkisibankalarının kredi piyasasındaki proaktif davranışı ve fiyatlamalarıyla dengelenmiştir. TCMB’nin 19 Ağustos 2019’daettiği, kredi büyümesi ile ilişkilendirilen yeni TL Zorunlu Karşılık (ZK) uygulaması, bankacılık sisteminde genele yayılan ve birbirine yakınsayan bir kredi büyümesini teşviközelliklere sahiptir. Nitekim, Eylül 2019’dan itibaren özel bankalar da kredi piyasasında rekabetçi davranmaya ve kredi stokunu artırmaya başlamıştır. TL likiditedeki artış, fonlama maliyetlerindeki düşüş ve makroekonomik verilerdekigelişmelerle iyileşen beklentilereolarak, yeni ZK çerçevesinin de etkisiyle önümüzdeki dönemde bankacılık sisteminde genele yayılan ve ekonomik büyüme öngörüleriyle uyumlu bir kredi büyümesi gözlenebileceği değerlendirilmektedir. Hanehalkı borçluluğu düşük seviyelerini korumaktadır. 2019 yılı ilk yarısında GOÜ ortalaması yüzde 42 olan hanehalkı borçluluğunun GSYİH’ye oranı, Türkiye’de yüzde 14 düzeyindedir.

2019 yılı Temmuz ayı itibarıyla reel sektör borçluluk oranı da yüzde 58 düzeyine gerilemiştir. Ekonomide yaşanan dengelenme sürecinde, cari işlemler açığının kapanması döviz cinsindenborçlanma ihtiyacını azaltmıştır. 2018 yılı Mayıs ayında Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da yapılan değişikliklerle dövize endeksli kredi (DEK) ve YP kredi kullanımına getirilen kısıtlar, azalan yatırım talebi ve kur riskinin yönetimine ilişkin artan farkındalıkla YP kredi bakiyesinin daralması sonucu, reel sektörüniçi vedışı YP finansal borçlarının GSYİH’ye oranı azalmıştır. Reel sektörün TL cinsi borçlarının GSYİH’ye oranı ise, iktisadi dengelenme sürecinin azaltıcı etkisine karşın, 2019 yılı Mayıs ayında açıklanan İVME kredi paketinin ve ZK düzenlemesinde yapılan değişikliklerin TL borçlanmayı desteklemesiyle yatay seyretmiştir.

2019 yılı Eylül ayı itibarıyla tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranlarında ve ilavelerinde firma kredileri kaynaklı artışlar izlenmiş; bankacılık sektörü TGA oranı yüzde 4,9 seviyesine yükselmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yaptığı mali bünye çalışmaları kapsamında bazı kredilerin 2019 yılı sonuna kadar TGA olarak sınıflandırılmasına yönelik karar almış ve bu kapsamda TGA oranının yüzde 6,3 seviyesine çıkabileceğini açıklamıştır. Bireysel kredilerde TGA oranı işsizlik oranındaki yükselişe rağmen geçmiş dönemde alınan makroihtiyati önlemler sonucunda yatay seyrini sürdürmektedir. İktisadi faaliyetteki toparlanmanın belirginleşmesi ve kredi büyümesinin istikrar kazanmasıyla önümüzdeki dönemde TGA oranındaki artış eğiliminin yavaşlayacağı ve aktif kalitesi kaynaklı risklerin sınırlı kalacağı değerlendirilmektedir.

Sıradaki Haberi Oku  Macron ve Trumpın açıklamalarıyla altın ve dolar yükseldi

Kısa ve uzun vadeli likidite pozisyonu açısındanyapısını koruyan bankacılık sektöründe,Rapor dönemindeiçi fonlama kaynaklarındaki artış öne çıkmaktadır. Mevduatta gözlenen büyüme çekirdek yükümlülüklerin fonlamadaki payını artırırken, banka bilançolarının daha istikrarlı bir yapıda olmasına katkı sağlamaktadır. Son dönemde enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve kur oynaklığındaki azalma ilemevduat büyümesinin özellikle TL tarafta belirginleşmesi de finansal istikrarı desteklemektedir. Mevduat dışı yükümlülüklerin yabancı kaynaklar içerisindeki payı sınırlı miktarda azalarak 2019 yılı Eylül ayı itibarıyla yüzde 38 seviyesine gerilemiştir. Yurt içi piyasalarda gerçekleştirilen tahvil ihraçları vebenzeri borçlanmalardadönemde gözlenenartış sonucuiçi fonlarınyabancı kaynaklar içindeki payı artarakdışından temin edilen fonların yabancı kaynaklara oranını aşmıştır. Bu gelişme, sektöründışıve kur seviyelerindeki oynaklıklara karşı duyarlılığını sınırlamaktadır. Bankalarınkıymet ihracı kanalıylaiçinden sağladıkları TL fonlamadaki artış ve ürün çeşitliliği,Rapor döneminde devam ederken; buyurt içikıymet piyasasında finansal derinleşmeye katkı sağlamaktadır (Grafik I.9, Kutu II.2.I). Yurt dışı tarafta ise azalan finansman ihtiyacının bir sonucu olarakdışı borç çevirme oranındaki ve bakiyesindeki düşüş sürmektedir.

Bankacılık sektörü karlılık göstergelerinde bir süredirseyreden kredi büyümesi ve aktif kalitesi gelişmeleri nedeniyle gözlenen düşüş, yeriniRapor döneminde yataylaşan bir seyre bırakmıştır. Sermaye yeterlilik rasyosunda (SYR)dönemde gözlenen yükselişte ise kredi büyümesininseyri ve bankaların özkaynak yapılarını güçlendirmeleri belirleyici olmuştur. BDDK’nın mali bünye çalışmaları kapsamında bazı kredilerinsonuna kadar TGA olarak sınıflandırılmasına yönelik kararının sektör SYR’sini sınırlı şekilde etkileyebileceği, bununlasektörün güçlüyapısının korunacağı öngörülmektedir.

BANKACILIK SİSTEMİ RİSKLERE KARŞI DAYANIKLILIĞINI KORUMAKTADIR

Özetle,Rapor döneminde, küresel koşullardaki ılımlı seyir,içi makroekonomik dengelenme, beklentilerdeki iyileşme,politikasındaki temkinli duruş, finansal olmayan kesimin borçluluğundaki azalma eğilimi, TL likiditedeki artış ve banka finansallarındakiseyir makrofinansal istikrarakatkı sağlamıştır. Yurt içi fonların ve çekirdek yükümlülüklerin banka finansmanındaki payının artmasıdışı oynaklıklara karşı duyarlılığı azaltmaktadır. Finansal kesim aktif kalitesinde sınırlı bozulma izlenmiş olup; önümüzdeki dönemde, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın belirginleşmesi ve kredi büyümesinin desteğiyle aktif kalitesi kaynaklı risklerin sınırlı kalması beklenmektedir. Bankacılık sistemi, güçlüve likidite yapısı sayesinde risklere karşı dayanıklılığını korumaktadır. İktisadi faaliyete dairgörünümolmakla birlikte; küresel büyüme görünümü, risk iştahı ve belirsizlik algılamalarında ortaya çıkabilecek negatif yönlü gerçekleşmeler ile jeopolitik gelişmeler risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.”

Kaynak: İHA

YORUMLAR YAZ
çapa escort avcılar escort esenyurt escort